Kolonya mı Kolanya mı? Duygusal Bir Sorunun Peşinde
Bazen, kaybolduğum bir an vardır; sanki tüm dünyadan, herkesin gözünden uzaklaşmışım gibi hissederim. Kayseri’nin soğuk bir akşamında, evimde yalnız başıma otururken, birden aklıma takıldı. Kolonya mı, kolanya mı doğru? Bu soru, yıllardır kafamı kurcalayan bir şeydi ve bir anda o kadar önem kazandı ki, diğer her şeyin anlamını kaybetti.
Hayatımda bazı sorular vardır, küçük gibi görünsede bir anda her şeyi sorgulatan türden. İşte bu da o türden bir soruydı. Bir tarafta annemin bana öğrettiği “kolanya” kelimesi vardı, diğer tarafta ise sosyal medyada sürekli gördüğüm, duymaktan gına geldiğim “kolonya” vardı. Ve ikisi de, bir şekilde doğru olmalıydı. Ama biri doğru, diğeri yanlış mıydı? Bunu nasıl çözebilirdim?
Kolonya mı Kolanya mı? Bir Karar Vermek Zor
Geceyi geçireceğim bu odada, pencerenin kenarından gelen soğuk rüzgâr, biraz da olsa beni uyanık tutmaya çalışıyordu. Kayseri’nin o keskin soğuğu bile zaman zaman içimi ısıtmak için uğraşırken, ben de çayımdan bir yudum aldım, sonra da interneti açtım.
Google’a yazdım: “Kolonya mı kolanya mı doğru?” Ve gerçekten, beklediğim gibi, farklı sitelerden çıkan sonuçlar benim içinde bulunduğum kafa karışıklığını daha da artırmıştı. Bazı insanlar “kolonya” derken, diğerleri “kolanya” diyordu. Ama doğru olan hangisiydi? Belki de bana öğretilen, doğru bildiğim şey, aslında yanlış bir kullanım mıydı?
İçimde bir şeyler kırılmaya başlamıştı. Hani o derin bir huzursuzluk, bir şeylerin eksik olduğunu hissettiren o garip duygu var ya, işte öyle bir şeydi. Ne yazık ki, bu küçük sorunun cevabını bulmak, yıllarca süren bir belirsizliğin üzerine oturduğu gibi, içimdeki kaybolmuşluğu ve eksikliği iyice derinleştirdi.
Hatırladım: Annemin Kolanya Şişesi
Birden, hafızama annemin o eski, beyaz kolonyalı şişesi geldi. Çocukken, o şişe evin her köşesinde vardı. Mutfağın köşesinde, sofraların yanında, her bir odaya konmuştu. Çoğu zaman, günün sonunda, benden önce annem sabahları odamı gezip, kolonya ile odaları serinletirdi. O şişe, o eski kokusu… Şimdi, buradayım ve birden her şey bana çok derin gelmeye başladı.
“Kolanya” demek, annemin bana, küçükken her sabah seslenişi gibi bir şeydi. O sesin verdiği huzur, sanki her şeyin yolunda olduğunu hatırlatıyordu. Ama şimdi, “kolonya” kelimesi, daha modern, daha şehirli bir şey gibi geliyordu. O zaman fark ettim; aslında bu sadece kelimelerden ibaret değilmiş. Bu, içimdeki zamanın, değişen dünya ile birlikte kaybolan o eski alışkanlıklarımın bir sembolüydü. Benim için “kolanya” demek, geçmişin bir parçasıydı.
Heyecan ve Hayal Kırıklığı
Kelimeler bir anda bana çok şey ifade etmeye başladı. Her bir kelime, bambaşka bir dönemi, bir hissiyatı anlatıyordu. Belki de bu kelimelerin doğru ya da yanlış olmasının bir önemi yoktu. Aslında, belki de önemli olan bu sorunun içinde kaybolan duyguydu: Geçmişe olan özlemim ve geleceğe dair belirsizliklerim.
Önce heyecan, sonra hayal kırıklığı… İkisi iç içe geçmişti. Kendimi bir arayışın içinde buldum. Kolonya mı kolanya mı sorusu, bir anda benim için çok daha fazlasını temsil eder oldu. Bu küçük ayrıntı, aslında hayatımda kaybolan, bir zamanlar bildiğim o şeylere olan bağlılığımı sorgulamama neden olmuştu.
Bir tarafta annemin eski zamanlardan gelen tatlı hatıraları, diğer tarafta modern zamanın dayattığı yeni kurallar vardı. Hangisini seçmeliydim? O eski “kolanya” kelimesinin tatlı, sakin geçmişi mi? Yoksa yeni ve düzgün, herkesin bildiği “kolonya” mı? Ve aslında, hangisinin doğru olduğu da beni kaygılandırmamaya başlamıştı.
Kolonya mı Kolanya mı? Belki Hiçbiri Önemli Değil
Bir anda, tüm bunların ne kadar önemsiz olduğunu fark ettim. Belki de, hangi kelimenin doğru olduğunu bulmak, çok daha büyük bir sorunun parçasıydı. Belki de önemli olan, hayatta en çok değer verdiğimiz şeylerin kaybolmuş olmasıydı. Kolonya mı, kolanya mı, kim bilir? Belki de doğru olan, bizim için en anlamlı olanı kabul etmekti.
Çünkü, sonuçta hayatta çok fazla şey değişiyor, zamanla eski alışkanlıklar ve kelimeler de kayboluyor. Belki de bu değişimlere odaklanmak yerine, geçmişin bana hissettirdiği duyguları daha çok kucaklamalıydım. O eski kolanya şişesinin kokusu, bende bir rahatlık ve huzur bırakıyordu. Ve belki de bu eski kelimenin doğru olup olmadığını ararken, yeni bir şey bulmuş oluyordum.
Sonuç: Kolonya mı Kolanya mı?
Geceyi, biraz daha derin düşüncelerle geçirdim. Kolonya mı, kolanya mı? Bu küçük sorunun cevabı, aslında daha büyük bir arayışın göstergesiydi. Anlamlı bir hayat, kelimelerin doğruluğunda değil, her anın içinde bulunan duygularda gizliydi.
Ve belki de bu küçük kelime tartışmasının içinde, hayatın bana sunduğu en büyük ders vardı: Değişim kaçınılmazdır ve biz, doğru bildiklerimizle birlikte o değişime de ayak uydurmalıyız. Kolonya mı, kolanya mı doğru? Bilmiyorum. Ama bildiğim tek şey, her kelimenin, her eski hatıranın, bir şekilde bizi biz yapan duyguları yeniden hatırlattığı. O yüzden her ne dersen de, içinde bir anlam var.