Bazen bir kelimeye takılırız. Günlük hayatta duyduğumuz, belki de fısıltıyla söylenen bir kelimeye. “Tıpa” mesela. Kimi zaman utanarak, kimi zaman yanlış anlayarak kullanılan bu sözcük, insan zihninde yalnızca bir nesneyi değil; duyguları, öğrenilmiş kalıpları ve toplumsal sessizlikleri de çağırır. Ben bu yazıya başlarken kendime şu soruyu sordum: Bir ürün hakkında konuşmak neden bu kadar zor olabilir? Ve bu zorluğun ardında hangi psikolojik süreçler yatıyor?
“Kadınların kullandığı tıpa nedir?” sorusu, ilk bakışta basit bir bilgi arayışı gibi görünse de; bilişsel, duygusal ve sosyal psikolojinin kesişiminde duran çok katmanlı bir konudur.
Kadınların Kullandığı Tıpa Nedir?
Gündelik dilde “tıpa” olarak adlandırılan ürün, çoğunlukla tamponu ifade eder. Tampon; regl (adet) döneminde kullanılan, vajina içine yerleştirilerek adet kanını emen bir hijyen ürünüdür. Bunun yanı sıra modern kullanımda menstrüel kap da zaman zaman benzer bir “tıpa” metaforuyla anılır.
Ancak psikolojik açıdan asıl mesele, ürünün ne olduğundan çok, nasıl algılandığıdır.
Bilişsel Psikoloji Perspektifi: Bilgi, Şema ve Yanlış Öğrenmeler
Bilişsel psikoloji, insanların bilgiyi nasıl işlediğiyle ilgilenir. Regl ve regl ürünleri söz konusu olduğunda, zihinsel şemaların çoğu eksik ya da hatalı bilgilerle doludur.
Bilişsel Şemalar ve Sessizlik Kültürü
Araştırmalar, regl konusundaki bilgilerin büyük ölçüde aile ve okul aracılığıyla aktarıldığını gösteriyor. Ancak birçok kültürde bu aktarım ya çok sınırlı ya da utanç temellidir.
– “Vücuda bir şey sokmak zararlıdır”
– “Tampon bekâreti bozar”
– “Bu ürünler tehlikelidir”
Bu tür inançlar, bilişsel çarpıtmalara örnektir. Oysa tıbbi ve psikolojik literatür, tamponun doğru kullanıldığında güvenli bir ürün olduğunu açıkça ortaya koyar.
Bilişsel Çelişki ve Kaygı
Bir yandan hijyen ihtiyacı, diğer yandan korkular… Bu durum bilişsel çelişki yaratır. Kadınların bir kısmı tamponu merak ederken aynı anda ondan kaçınır. Zihin, belirsizliği tehdit olarak algılar.
Burada kendimize şu soruyu sorabiliriz: Bilmediğimiz şeylerden mi korkuyoruz, yoksa bize öğretilenlerden mi?
Duygusal Psikoloji: Utanç, Kontrol ve Duygusal Zekâ
Regl ürünleri yalnızca işlevsel değil, aynı zamanda duygusal anlamlar taşıyan nesnelerdir.
Utanç Duygusu Nereden Geliyor?
Utanç, sosyal olarak öğrenilen bir duygudur. Psikolojik çalışmalar, regl ile ilgili utanç duygusunun erken yaşlarda şekillendiğini gösteriyor. Ped ya da tampon saklama davranışı, bu duygunun dışavurumlarından biridir.
Tamponun “görünmez” olması, bazı kadınlar için kontrol hissi yaratır. Bu, duygusal açıdan rahatlatıcı olabilir. Bazıları içinse tam tersi; bedene dair sınırların ihlal edildiği hissini doğurabilir.
Duygusal Zekâ ve Bedenle İlişki
Duygusal zekâ, kişinin kendi duygularını tanıması ve düzenleyebilmesiyle ilgilidir. Regl ürünleriyle barışık olmak, bedenle kurulan ilişkinin bir yansımasıdır.
Klinik gözlemler, beden farkındalığı yüksek bireylerin tampon gibi ürünlere karşı daha az kaygı yaşadığını gösteriyor. Bu da duygularla temas kurabilmenin önemini ortaya koyuyor.
Kendinize şu soruyu sormak anlamlı olabilir: Bedenimle ilgili hangi duyguları bastırıyorum?
Sosyal Psikoloji: Normlar, Mitler ve Sosyal Etkileşim
Hiçbir psikolojik süreç, sosyal bağlamdan bağımsız değildir.
Toplumsal Normlar ve Kadın Bedeni
Sosyal psikoloji araştırmaları, kadın bedeninin tarihsel olarak denetlenen ve yorumlanan bir alan olduğunu gösterir. Regl de bu denetimin önemli bir parçasıdır.
“Kadınların kullandığı tıpa nedir?” sorusunun yüksek sesle sorulamaması bile, bu denetimin bir göstergesidir.
Akran Etkisi ve Deneyim Paylaşımı
Vaka çalışmalarında dikkat çeken bir nokta şudur: Tamponu ilk kez deneyen kadınların büyük bir kısmı, bunu bir arkadaşından öğrendiğini belirtir. Resmî bilgi kaynakları yerine, gayriresmî sosyal etkileşim ağları devreye girer.
Bu durum hem destekleyici hem de risklidir. Çünkü yanlış bilgi, hızla yayılabilir.
Burada bir çelişki ortaya çıkar: Toplum susar, bireyler fısıldaşır.
Psikolojik Araştırmalardaki Çelişkiler
Bazı çalışmalar, tampon kullanımının özgürlük ve hareket rahatlığı sağladığını vurgularken; bazıları bedensel yabancılaşma hissini artırabildiğini ileri sürer.
Bu çelişki bize şunu hatırlatır: Psikolojide “herkes için geçerli” tek bir deneyim yoktur. Kişisel geçmiş, kültür, travmalar ve beden algısı belirleyicidir.
Kendine Dönük Sorularla Bitirirken
Bir nesne hakkında konuşurken aslında kendimiz hakkında ne söylüyoruz?
– Utandığım şey gerçekten bana mı ait?
– Bilgiyi nereden öğreniyorum?
– Bedenimle ilişkim şefkatli mi, yargılayıcı mı?
“Kadınların kullandığı tıpa nedir?” sorusu, yalnızca bir ürünün tanımı değildir. Bu soru; bilginin, duyguların ve toplumsal normların kesiştiği bir aynadır. O aynaya bakmak bazen rahatsız edicidir ama çoğu zaman dönüştürücüdür.
Belki de asıl mesele, tıpanın ne olduğu değil; neden bu kadar az konuşulduğudur.